Çay deyip geçme değerli okur, edebiyatı var… Evveliyatı var. İnce belli de seveni var, ofiste kupasından içmek zorunda kalanı da. Çayı sigarasız, sigarayı çaysız düşünemeyen var. Yeri gelir şekerli mi şekersiz mi diye ayrılık konusu olur, yeri gelir kırk yıllık dostlukları bir demliğin etrafında bir araya getirir. İzdivaç programlarının elektriklenme ritüeli. Kimi zaman kamyon arkası yazısı objesi: ”çay var içersen, ben var seversen, yol var gidersen…” İçerken de içirirken de dikkat edeceksin, koyduğun fiyat müşterini belirler. Buna rağmen zengini ve fakiri aynı paydada buluşturan keyiftir, çünkü ya demlidir, ya açık. Kahve gibi kültür turnusolü değildir, samimiyet içerir.
Kimi zaman ”çay hararet alır” gibi pis geyiklerin konusu olduğu gibi, kimi zaman kendi edebiyatını yaratır;
…çay bardağında bırakılan dudak payı kadar bile uzak kalamam gözlerine…Sunay Akın
Bu görece uzun girizgahta edebiyatından bahsettik, geçelim evveliyatına… Nasıl keşfedildiği bir Çin mitine dönüşen çay, 17.yüzyılda Avrupalı tüccarlar sayesinde öncesinde Yakındoğu’da sonra da Avrupa’da tanındı ve sevildi. Baş tacı yapıldı. Tıpkı aşağıdaki alıntıda olduğu gibi güzellemelere konu oldu.
“the first sip is joy, the second is gladness, the third is serenity, the fourth is madness, the fifth is ecstasy..” (İlk yudumu keyif, ikincisi neşe, üçüncüsü dinginlik, dördüncüsü delilik, beşincisi ise mest olma) Jack Kerouac
Yazımı aynı olmasına rağmen 茶 karakteri Çince’nin Gwangdong
(Mandarin) lehçesinden ”ça” olarak okunurken, Wu Çincesinde ”zo, dzo” olarak ve günümüzde Tayvan civarında sıkça kullanılan Amoy(Xiamen) lehçesinde ise “ta, te”olarak okunuyor.
17.yüzyılın ilk yıllarıyla birlikte tarihte okyanusların faytoncuları olarak bilinen Hollandalılar, Avrupa’ya olan çay ticaretinde Portekizliler ile birlikte dominant hale gelmiştir. Hollanda Doğu Hindistan Şirketi(Dutch East India Company) ”thee” kelimesini, sevkıyatını Fujian ve Batnam limanlarından yaptıkları Güney Xiamen lehçesinden alır. Felemenk thee, çay satışın yapıldığı Batı Avrupa ülkelerinde benzer formlarda anılmaya başlar; İngilizce’de tea Fransızca’da thé, İspanyolca’da té ve Almanca’da kendine tee olarak yer bulur. Bununla da sınırlı kalmaz, söz konusu Batı Avrupa ülkelerinin yayılmacı ve sömürgeci faaliyetleri sayesinde dünyada çay en çok ”tea,te” olarak bilinir hale geldi.

Gelelim ”cha” kökenine, bizim çayın çıkış yerine. Portekizliler çay sevkıyatını Çin’in güney eyaleti olan Guangdong eyaletinin liman şehri olan Guangzhou’dan ve Hong Kong limanlarından yapardı. Burada konuşulan Kantonca lehçesinde ise 茶 ”cha” olarak telaffuz edildiğinden Portekizli tüccarlar çayı ”cha” olarak tanır ve satar. Korece ve Japonca’ya da çayın kanjisi(Çince karakter) aynı şekilde girer ve yine cha olarak telaffuz edilir.
Portekizlilerin gözde müşterilerinden biri olan İranlılar cha kelimesine -y eklentisi yaparak Farsça’da چای (chay) olarak kullanır. Bu -y eklentisi çaya 3. formunu kazandırır ve tüm Avrasya, Doğu Avrupa, Yakın Doğu ve Orta Doğu’ya çay olarak yayılır. Örneğin, Rusçaya чай (chay), Arapça’da شاي (Arapça da ç sesi olmadığında şay olarak ), Hintçe’ye चाय chāy, bizde de ç harfi olduğundan çay olarak geçmiş.
Dilimize Farsça’dan giren çay kelimesi, yazıda ilk defa 1683’de Evliya Çelebi Seyahatnameleri eserinde geçen ”bahārlu şerbet ve leben-i χālis ve çāy ve bādyān kahvenizden nāfiˁdür” cümlesinde karşımıza çıkar. Çay kelimesi ile 17.yüzyılda tanışmış olsak bile ilk tüketimi Lale Devrini(1718-30) bulur.

3 formu da kullanan İngilizler
Genel olarak dillerde Latincesi ”camellia sinensis” olan çay bitkisini adlandırmak için tekil kullanım söz konusu olsa da istisnai olarak bazı dillerde bu üç kullanımı görmek mümkün. Örneğin İngilizler ne yardan ne serden vazgeçip üç farklı formu da farklı tarihlerde sözlüklerine almış. Tea ve Cha’dan farklı olarak Chay, İngiltere’de spesifik olarak siyah çayın balla, baharatla veya sütle karıştırılmış haline deniyor. Örneğin Hint baharatlarıyla aromalandırılmış bir siyah çay içmek istiyorsanız Masala Chai, sütlü çay istiyorsanız Chai Latte diyorsunuz. Earl Grey (Lady Grey) bergamot aromalı bir tea iken Breakfast tea de sade İrlanda Tea’si.
Son olarak çay demişken semaverden bahsetmemek olmaz

Rusya’da çay modası kimine göre ”Büyük” kimine göre ”Deli” Petro devrinde 1690’da yaygınlaşmış. Önce aristokraside, sonra da halk arasında öylesine sevilmiş ki, çay yapımı kolaylaştıran bir araç icat etme gereksinimi duymuşlar: semo(kendi)-ver(kaynar). Bizim kültürümüze de Rusların Erzurum’u işgali sırasında geçmiş. Savaşlar yıkıcı etkilerine rağmen kültürlerin geçişi için de vasıta…
Umarım araştırırken ve yazarken ufkumun dönüm dönüm arttığı bu yazıyı okurken siz de keyif almışsınızdır. Okurken çay hakkında aklınıza gelen her türlü paylaşımı yorum kısmından diğer okurlar ile paylaşabilirsiniz. Haftaya(salı) bir başka güzel kelimenin etimolojik yolculuğuna çıkmak dileğiyle, herkese demini güzel almış çay tadında iyi haftalar diliyorum 🙂
